close

Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

Evden çalışma sürecini kolaylaştıracak İpuçları

evden çalışma 2

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi sebebiyle birçok işyeri evden çalışma düzenine geçti. Çalışanların bir kısmı evden çalışma konusunda memnunken, bir kısmı verimliliğinin ve motivasyonunun düşmesinden yakınıyor. Her iki durumda da, en değerli varlığımız olan sağlığımız için, pandemi süresince mümkün olduğu kadar evden çalışmanın herkesin yararına olacağı bir gerçek. Peki evden çalışma sürecinde motivasyonumuzu ve verimliliğimi nasıl artırabiliriz?

İletişimi kaybetmeyin

Ekipçe yaptığımız işlerin devamlılığını sağlayabilmek için ekip arkadaşlarımızla sürekli iletişim halinde olmamız gerekir. Bu iletişimi sağlarken de yazılı iletişimi tercih etmek, sizi ekibinizden uzaklaştırabilir. Mümkün olduğu kadar sesli ve görüntülü aramaları tercih edin. Bu ekibinizle sizi daha yakınlaştıracak ve daha sağlıklı iletişim kurmanızı sağlayacaktır.

Zamanı yönetin

Evden çalışma süresince çalışma saatleriniz daha esnek olabileceği kulağa hoş gelse de bu kesinlikle verimliliğinizi düşürecektir. Her gün aynı saatte uyanmak ve aynı saatte çıkmak, işlerinizi bir düzen içerisinde yapmanızı sağlayacaktır. Bu nedenle günlük rutinlerinizi belirleyerek, aynı zaman aralığında çalışmaya gayret gösterin.

Kendi programınızı yaratın

İşlerinizi belli bir düzen ve program içerisinde yapmak hem daha verimli çalışmanızı hem de işleri gözden kaçırmamanızı sağlar. Günlük ve haftalık programlar hazırlayarak işlerinzi rahatlıkla takip edebilirsin. Ayrıca bu programlar, belirli bir işe ne kadar vakit ayırmanız gerektiğini göstereceğinden, zaman yönetimi konusunda size oldukça fayda sağlayacaktır.

Evde de molaya İhtiyacınız var

Evden çalışırken de tıpkı ofisteki gibi molalar vermeyi unutmayın. Fiziksel olarak yorulmasak da zihnimiz yorulur ve molalara ihtiyaç duyar. Zihnimizi dinlendirmeden çalışmaya devam etmek hem motivasyon hem verimlilik açısından kötü etkili olacaktır. Bu nedenle zihninize zaman ayırarak, onu dinlendirin.

Kendinize çalışma alanı yaratın

Sürekli evin farklı bir alanında çalışmak, sürece alışmanızı kesinlikle zorlaştıracaktır. Bu nedenle kendinize bir çalışma alanı yaratarak, mesai saatlerinizde sürekli o alanda çalışmaya gayret gösterin. O alandaki dikkat dağıtıcı şeyleri uzaklaştırarak sadeleştirin. Rahat bir çalışma sandalyesi ve masa da hem fiziksel sağlığınız hem de motivasyonunuz için oldukça önemlidir.

Son olarak, fiziksel hareketliliğimiz az olduğu evden çalışma döneminde, sağlığınız için fiziksel egzersizler yapmayı unutmayın.

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

Girişimcilik Konulu Podcast Kanalları

girişimcilik konulu podcast kanalları

Neredeyse her girişimcinin ortak özelliği, daima öğrenmeye ve gelişmeye açık olmasıdır. Bu öğrenme yolculuğunda da son yılların yükselen trendlerinden podcastler önemli bir rol oynayabilir. Dünya genelinde neredeyse her konuda ve her dilde podcast bulmak mümkün olsa da girişimcilerin dinlemekten en çok keyif alacağı muhtemelen girişimcilik konulu podcastler olacaktır. Bu içeriğimizde de hem dinlemekten büyük keyif alacağınız hem de öğrenerek gelişebileceğiniz girişimcilik konulu podcast kanalları sizlerle.

1- Bir Yaşam Felsefesi Olarak Girişimcilik

“Ortak dertlerimiz var. Hayatımızı anlamlı yaşamak istiyoruz. Fikirlerimizi hayata geçirmek istiyoruz. Değerli olmak ve değer üretmek istiyoruz. Kendimiz için doğru olan hayatı yaşamanın yollarından biri de girişimci olmak.” Mottosuyla yola çıkan İnanç Ayar tarafından hazırlanan Bir Yaşam Felsefesi Olarak Girişimcilik, tam 170 bölüme ulaşmış durumda. Kanalda kitaplardan beslenip, yönetim bilimleri, felsefe ve sanattan yola çıkılarak bir yaşam felsefesi olarak girişimcilik anlatılmaya çalışılıyor.

2- Üretim Bandı

Eran Filiba, Andaç Türkmen ve Ender Ahmet Yurt tarafından iki haftada bir yayınlanan Türkçe podcast kanalı Üretim Bandı, Türkiye ve Dünya’da teknoloji şirketlerinin nasıl ürün ve yazılım geliştirdiklerini öğrenebilmek üzerine her bölüm farklı bir şirketi misafir ediyor. Kanalın üzerinde durduğu ana konu ise “Ürün geliştirme süreçleri”.

3- Girişimci Muhabbeti

Barış Koçdur, Samican Tandoğdu ve Tuna Yaprak tarafından hazırlanan Girişimci Muhabbeti, Türkiye’de ve Dünya’da girişimcilik hakkındaki gelişmelere odaklanıyor. Toplamda 234 bölüme ulaşan programın her bölümü girişimcilik ve yatırımcılık konularına ilgi duyanlar için oldukça bilgilendirici.

4- 1 Proje 1 İnsan

Kadir Köymen’in, girişimcilik ekosisteminden her seviye insanla sohbet ettiği 1 Proje 1 İnsan, adından da anlaşılabileceği üzere insanlar ve projelerini konu alıyor. Birbirinden bağımsız olan her bölümünde bazı projeler senior gözünden incelenirken, bazı bölümler junior gözünden inceleniyor.

5- Girişimci Kafası İle Kafa Sohbetler

Girişimcilik Konulu Podcast Kanalları listemizin son programı Girişimci Kafası ile Kafa Sohbetler‘de, herkeste bir girişimci kafası olduğunu ve herkesin bu yeteneğini ortaya çıkararak başta bireysel sonra toplumsal faydaya dönüştürmesi için neler yapabileceği konuşuluyor. Değer yaratma, paylaşma, büyütme ve kazanma üzerine konulu toplam 12 bölüm dinlemeniz için sizi bekliyor.

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

Karantina sürecinde girişimlerin İletişimi nasıl olmalı?

Karantina sürecinde girişimlerin İletişimi

Covid-19 salgının tüm dünyayı etkisi altına aldığı ve birçok insanın evlerine kapandığı bu günlerde, özellikle küçük çaptaki girişimlerin zor zamanlar geçirdiğinden şüphe yok. Müşterilerle iletişime geçmek en azından kısa vadede zorlu görünse de birçok pazarlama ve iletişim uzmanı girişimlerin bu durumu lehine çevirebileceğini düşünüyor. Bu yazımızda da birçok uzmanın görüşlerinden faydalanarak “karantina sürecinde girişimlerin iletişimi nasıl olmalı?” sorusunun cevabını aradık.

  • Sosyal medyada aktif olmanın tam sırası

Evlerimize kapandığımız için dışarıda yaptığımız aktivitelerden mahrum kaldığımız bu günlerde hepimiz sosyal medyaya sarıldık ve sosyal medya kullanımı hiç olmadığı kadar artış gösterdi. Bu artış da projenizin sosyal medyada çok daha fazla kişiyle iletişime ve etkileşime geçebilmesi fırsatı anlamına gelebilir. O halde sosyal medyaya özen göstererek hızla iletişime geçmenin tam sırası! Özellikle anlık iletişimleri çok daha fazla dikkat çekebilir, eğlenceli ve bilgilendirici içeriklerle bilinirliğinizi hiç olmadığı kadar artırabilirsiniz!

  • Sosyal sorumluluğunuzu alın

Özellikle genç tüketicilerin ortak değerleri olduğuna inandıkları markaları tercih etmeye eğilimli olmaları, sosyal mesajlar vermenin tam zamanı olduğu anlamına gelebilir. Öyleyse Covid-19 ile mücadeleye markanızı da katın! Bu mücadele marka imajınızı güçlendirdiği gibi tüm dünyanın ortak sorunu olan bu pandemi karşısında küçük de olsa bir adım atılmasını sağlayabilir.

  • Hayat kolaylaştıran özelliklerinizi öne çıkarın

Gerek firmalar gerek insanlar oldukça zor günler geçiriyor. Birçok firmanın satışları ciddi anlamda düşmüş ve faaliyetlerini verimli bir şekilde yerine getiremez durumda. İnsan odaklı baktığımızda da birçok insanın sürekli eve kapandığı için mutsuz ve verimsiz olduğunu görmek oldukça kolay. Eğer bu süreçte insanların veya firmaların hayatını kolaylaştırabilecek bir özelliğiniz varsa bunu öne çıkarmanın tam sırası. Genel bir bakış açısıyla bütün ürün ve projelerin insanların hayatlarını kolaylaştırmak ve onları mutlu etmek için üretildiği düşünülebilir. Öyleyse bu özellikleri öne çıkarmak çok da zor olmasa gerek. Örneğin bir 3D yazıcı üreticisiyseniz, insanların sizin yazıcınızla verimli zaman geçirebileceğini ve istediği ürünü yaratarak mutlu olabileceğini söylemek oldukça etkili olabilir.

  • Pozitif İletişim şart

Salgından etkilenen bütün insanlar gerek ekonomik belirsizlikler gerek sağlık kaygılarından dolayı oldukça karamsar durumda. Pozitif iletişimler ile hem motivasyonu yükseltebilir hem de projeniz için yapıcı bir imaj yaratabilirsiniz. Tabii bunu yaparken gerçekten uzak olmamakta veya yapay görünmemekte fayda var. Pozitif ve motive edici bir iletişim karantina sürecinde girişimlerin iletişimi için olmazsa olmazlardan.

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

Karantina sürecinde geliştirebileceğiniz 5 beceri

learn-at-home

COVID-19 pandemisinden neredeyse bütün dünyadaki insanların evine kapandığı bu günlerde, evimizdeki vakti verimli geçirebilmemiz oldukça önemli. Bolca bulunan vaktimizin bir kısmını kişisel gelişimimiz için kullanmayı başarabilirsek, hem süreci daha iyi bir ruh haliyle atlatabilir, hem de tüm bunlar sona erdiğinde mükemmel bir başlangıç yapabiliriz. İşte kişisel gelişiminizde önemli rol oynayabilecek ve evde online olarak geliştirebileceğiniz 5 beceri!

1-Proje Yöneticiliği

Belirli bir projenin hedef ve amaçlarına ulaşarak bitirilebilmesi için kaynakları planlayan, ekibi koordine eden ve genel organizasyonu sağlayan proje yöneticileri, başarılı bir projede kritik rol oynarlar. Proje yöneticiliğinde başarılı olabilmek içinse bir dizi birikime ve yeteneğe ihtiyacınız var. Eğer strateji, kaynak yönetimi, iş kırılımı yapısı gibi süreçler hakkında eğitimli olursanız gerek kendi projenizde gerekse görev aldığınız herhangi bir projede başarılı olabilirsiniz. Bu alanda kendinizi geliştirebileceğiniz onlarca online eğitim, makale ve kitaplar mevcut. Bunları araştırarak başlayabilirsiniz.

2- Dijital Pazarlama

Günümüzde 4 milyar insanın internet kullandığı dünyamızı düşünürsek, dijital pazarlamanın ne kadar önemli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Eğer bu alanda yeterince bilgi ve birikim sahibi olursanız markanızı veya ürününüzü çok daha geniş bir kitleye ulaştırabilir ve hedefinize daha etkili bir şekilde ulaşabilirsiniz. Buradan Google tarafından sağlanan ücretsiz Dijital Pazarlama eğitimlerine giderek başlayabilirsiniz.

3-Yabancı Dil

Globalleşmenin durdurulamaz duruma geldiği dünyada, ticaretinizi veya hizmetinizi kendi dilinizle kısıtlı tutmak doğru bir tercih olmayabilir. Bunun dışında yabancı görüşmelerinizde arada bir tercüman olmadan iletişiminizi kendiniz kurmanız, sizi daha iyi bir dinleyici yapacaktır. Ayrıca yabancı dil bilmenin farklı bir düşünce perspektifi kattığı ve yaratıcılığı artırdığı birçok uzman tarafından uzun yıllardır söyleniyor. Yeni bir şey öğrenmek istediğinizde o dildeki kaynakların artık elinizin altında olacağını da unutmamak gerek.

4-Video Editörlüğü

Sosyal medyada ve dijital pazarlamada öne gelen içeriğin artık videolar olduğunu ve yakın gelecekte bu durumun videoların daha de lehine gelişeceğini birçok uzman belirtmekte. Özellikle girişimcilerin, ürünlerinin tanıtımını yaptığı ilk evrelerinde iletişimi oldukça önemlidir. Eğer girişiminizin profesyonel bir destek alarak video yaptırabilecek kaynağı yoksa, video düzenleme programlarını bilmek oldukça işinize yarayabilir. Dünyada sıklıkla kullanılan Premiere Pro, After Effects, Final Cut Pro gibi yazılımları öğrenmeye başlayarak işe koyulabilirsiniz.

5- Metin Yazarlığı

Yaratıcılık içerikler üreterek bunları pazarlamaya dönüştürebilen metin yazarları, dijital pazarlamada oldukça önemli bir rol oynar. Bir girişimin tanıtım evresinde, yaratıcı ve amaca hizmet edebilen gerek web sitesi gerek sosyal medya metinleri kritik bir görev alacaktır. Bu nedenle yaratıcı ve etkili içerik yazma konusunda gerek bolca pratik yaparak gerek çeşitli eğitimler alarak kendinizi geliştirebilirsiniz.

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

Her girişimci adayının okuması gereken 5 kitap

Her girişimci adayının okuması gereken 5 kitap 8

Girişimciler, daima yeni şeyler öğrenmeye hevesli ve gelişime açık olmalarıyla bilinir. Sürekli gelişimin en temel kaynaklarından biri de sürekli okumaktır. Özellikle COVİD-19 pandemisinden evlerimize kapanmak zorunda kaldığımız bu günler, yoğun hayat temposuna bir mola verip, okumak ve gelişmek için mükemmel bir dönem. Bu yazımızda da her girişimci adayının okuması gereken 5 kitabı sizler için derledik.

1- Sil Baştan – David H. Hansson, Josan Fried

Her girişimci adayının okuması gereken 5 kitap

Yazarları bu kitapta anlattıklarıyla klişeleri yıkarak farklı bakış açıları sunmayı hedefliyor. Kitabın ilk bölümünde çok başarılılara, işlerini hayatlarının merkezine koyan işkoliklere, liderlere, yeni girişimcilere, büyük veya küçük işletme sahiplerine, kısacası bazı yönetim klişelerinden kurtarmaya çalışan herkese yazıldığı söyleniyor. Eğer klasik girişimcilik üzerine kitaplar gibi bir iş planı yazın, rekabeti inceleyin, yatırımcı arayın gibi tavsiyeler istiyorsanız, bu kitapta umduğunuzu bulamayabilirsiniz.

2- İş Modeli Üretimi – Yves Pigneur, Alexander Osterwalder

Her girişimci adayının okuması gereken 5 kitap 2

Yeni bir iş modelinin nasıl tasarlanacağını, nasıl hayata geçirileceğini, eski bir modelin nasıl analiz edileceğini ya da yenileneceğini öğrenmek istiyorsanız, hemen “İş Modeli Üretimi” kitabına başlayabilirsiniz. Kitap, dünyanın önde gelen şirketlerinin kullanmakta olduğu güçlü ve uygulanabilir inovasyon tekniklerini öğretiyor.

3- Yalın Yeni Girişim – Eric Ries

Her girişimci adayının okuması gereken 5 kitap 3

Eric Ries, kitabıyla şirketlerin her zamankinden fazla inovasyon yapmaya ihtiyaç duydukları bir dönemde, başarılı girişimlere imza atmak için bilimsel bir yöntem sunuyor. Özellikle belirsizlikten oluşan sis bulutunun içine dalarak, sürdürülebilir bir iş için başarılı bir yol bulmaya çalışan girişimciler için. Yalın üretim ve yönetim ilkelerini uygulayarak girişimciliği baştan tanımlıyor.

4- Outliers (Çizginin Dışındakiler)-Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?

Her girişimci adayının okuması gereken 5 kitap 4

Malcolm Gladwell kitabında, normal beklentilerin ötesinde başarıyı yakalayan kişilerin hayatlarını tuhaf ve alışılmadık bir mantıkla izliyor. Gladwell bu mantığı basitleştirirken insanın kendi potansiyelinden en yüksek seviyede nasıl yararlanacağı konusunda heyecan verici bir plan sunuyor.

5- Akıldışı Ama Öngörülebilir – Dan Ariely

Her girişimci adayının okuması gereken 5 kitap 5

Klasik iktisat kuramlarının dışına çıkan Davranışsal İktisat akımının en önemli iktisatçılarından biri Dan Ariely. Beklentilerin, duyguların, sosyal normların ve gözle görülemeyen görünüşte mantıksız diğer kuvvetlerin akıl yürütme becerilerimizi nasıl çarpıttığını gösteriyor.

Geleceği Görenler – İnternet Girişimleri Kitabı

Her girişimci adayının okuması gereken 5 kitap 6

Henüz internetin yeni yeni kullanılmaya başladığı bir dönemde bazen dev bir şirketin yönetimini reddedip kendi işini kuran genç bir iş adamının hayatına, bazen gül gibi mesleğini bırakıp çok yeni bir alana odaklanan cesur mühendislerin dünyasına konuk olacaksınız. Türk internet girişimcilerinin çarpıcı hikâyelerini konu alan Geleceği Görenler, bir kitlesel fonlama kampanyasıyla Arıkovanı’nda hayata geçti. Fonlama sürecini başarıyla tamamlayan Geleceği Görenler, şu anda Arıkovanı Mağaza’da! Buradan proje sayfasına giderek detaylı bilgi edinebilir, sipariş verebilirsiniz.

 

 

 

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

İlham Veren Girişim Hikayeleri: WhatsApp’in Sıradışı Yolculuğu

İlham Veren Girişim Hikayeleri

Girişimcilik özgür bir ruh ister. Giriştiğiniz iş ne iş olursa olsun ona karşı tutkulu olmalı ve hayalinizi gerçekleştirmek adına ezber bozmayı göze almalısınız. Şu an hemen hemen tüm telefon kullanıcılarının telefonlarında yüklü olan WhatsApp’ın yaratıcıları da başarıyı böyle yakaladı. Hayal kırıklıklarına uğradılar, başarısız oldular ama vazgeçmeden bu yolu yürüdüler. İlham veren girişim hikayeleri serimizde bugün: İletişim anlayışımızı baştan aşağı değiştiren Whatsapp.

Yolculuk başlıyor

Evet, bu bir yolculuk hikayesi ve başlangıcı da yolculuğa dayanıyor. Brian Acton ve Jan Koum dünyayı dolaşmak için işlerinden ayrılıyor ve kafalarında planladıkları yolculuğa başlıyorlar. Fakat işler planladıkları gibi gitmiyor ve kısa bir sürede bu gezi için ayırdıkları birikim suyunu çekmeye başlıyor. Hal böyle olunca ikili hayal kırıklığına uğruyor ve istemedikleri halde Facebook’ta çalışmaya başlıyor. Oysa bu hayal kırıklığı onlar için yeni bir kapı açacak ve bu kapının ardında büyük bir başarı onları karşılayacak.

Potansiyeli keşfetmek

Tarihler Ocak 2009’u gösterdiğinde Jan Koum bir iPhone satın aldı ve çok geçmeden uygulama endüstrisi için büyük önem taşıyan App Store’nin potansiyelini keşfetti. Koum, kullanıcıların isimlerinin yanında durumlarının da bulunduğu bir uygulama yaratmak istiyordu. Bu fikrini Brain Acton ile paylaşan Jan Koum, arkadaşından da destek aldı ve ikili Alex Fishman’ı ziyaret etmeye başladı.

Ancak ortada önemli bir sorun vardı. Bu fikri bir iOS geliştiricisinin yardımı olmadan uygulamak olanaksızdı. Bu yüzden Alex, onları RentACoder.com’da bulduğu bir Rus geliştirici Igor Solomennikov ile tanıştırdı.

Engelsiz yol yoktur

Elbette başlangıçta biraz zorlandılar fakat tüm başarılı girişimciler gibi onlarda treni rayda tutmayı bildi ve yollarına devam etti. Sonunda 24 Şubat 2009’da Koum, iOS uygulamasını geliştirmeyi başardı. Durum özelliğini birebir karşıladığını düşündüğü için ¨WhatsApp¨ ismini uygun gördü. Fisherman de dahil WhatsApp fikrini birçok kişi beğenmedi. Ayrıca pili bitirmesi ve uygulamanın çökmesi gibi konular da Koum’u hayal kırıklığına uğrattı. Bir noktada bu hayalinden vazgeçme noktasına gelen Koum, iş aramaya başladı. Fakat o anlarda Koum ile konuşan Acton ¨Eğer şimdi vazgeçersen aptal durumuna düşeceksin. Sadece birkaç ay daha zaman ver.¨ diyerek onu oyuna geri döndürdü.

Yine yeni yeniden!

Haziran 2009’a gelindiğinde Apple push notification güncellemesini paylaştı. Bu güncellemenin amacı kullanıcılara yüklü bir uygulamayı kullanmadıklarını hatırlatmaktı. Bundan ilham alan Jan Koum, durum değişikliklerini bildirim olarak gönderen bir düzene gitti. Fishman’ın Rus arkadaşları bunu eğlenceli buldular ve etrafındaki arkadaşlarıyla birlikte “Geç uyandım” veya “Konuşamıyorum, spor salonundayım” gibi durum güncellemelerini kullanmaya başladılar.

Aslında bu özellik anlık mesajlaşmaya dönüşmedi fakat kullanıcılar durum değişiklikleriyle ¨ne yapıyorsun?¨ anlamına gelen ¨Whats’up?¨ sorusuna karşılık olarak durumlarını değiştirmeye başlayınca Jan Koum bunu bir fırsat bilerek kısa süre sonra durum uygulamasının işletim modelini internet tabanlı bir anlık mesajlaşma uygulamasına çevirdi. 2.0 versiyonu bu şekilde ortaya çıktı. Koum bu durumu, ¨Dünyanın bir ucundaki bir kişiye, her zaman yanınızda olan bir cihazla ulaşabilmek, oldukça güçlü bir fikirdi” diyerek anlatıyor.

Yükseliş başlıyor

Anlık mesajlaşma uygulamalarına olan talebin farkına varılmasının ardından WhatsApp 2.0 beta aşamasına geçildi. Bu aşamada insanlar sadece bir telefon numarası ile giriş yapma ve operatör SMS planları yerine sadece interneti kullanarak mesaj gönderme fikrini sevdi ve WhatsApp önemli bir ivme kazandı. WhatsApp sadece bu dönemde 250.000 kullanıcıya ulaştı.

Aslında Brain Acton bu döneme kadar WhatsApp’ta o kadar da aktif değildi. Fakat Acton’un beş eski Yahoo çalışanını 250.000 dolarlık yatırıma ikna etmesiyle durum değişti ve Acton aktif bir konuma geldi. Bu durum WhatsApp’in ivme kazanmasını sağladı ve uygulama finansman desteğinin yanında deneyimli bir kurucu ortağa da kavuştu.

2009’un Kasım ayında beta aşaması sona erdi ve uygulama App Store’da yerini aldı. Uygulama bu olay ile hem ABD’de hem de dünyada SMS’e alternatif bir yöntem olarak isminden söz ettirmeye başladı. 2009 yılında dünyadaki operatörler SMS ve ücretsiz konuşma paketleri satmakla meşguldü ve WhatsApp için herhangi bir teşvik söz konusu değildi. Fakat ekip kullanıcı sayılarının artışını iyi okudu ve iki yıl içerisinde OS, Android ve Windows OS desteği ekledi.

Fedakarlık süreci

İşler daha da ciddiye bindiğinde ekip bir depo kiraladı ve ucuz mobilyalarla burayı döşedi. Bundan sonraki süreç için fikirler burada üretilecekti. Koum ve Acton birkaç yıl boyunca ücretsiz bir şekilde çalıştı ve ilk günlerde tek büyük maliyetleri doğrulama metinleri göndermekti. Bunu da telafi edebilmek adına ücretli iş modeli gündeme geldi. Uygulama yatırımlardan daha hızlı ilerliyordu. Bunu iyi okuyan ekip 0,99 $ ile ücretli modele geçiş yaptı. Ayrıca bu dönemde fotoğraf gönderme özelliği de eklendi. Ödemeli sisteme geçilmesine karşın kullanıcı sayısı gün geçtikçe daha da artış gösterdi.

Basın ve şöhretle mücadele

Aslında Jan da Brain da basından kaçma eğiliminde olan kişilerdi. Ana odak noktaları WhatsApp’tı ve bunun dağılmasını istemiyorlardı. 2011 yılında WhatsApp App Store’da en çok ilgi gören 20 uygulamadan biri arasına girmişti. Ekibe göre basın yarattığı gürültüyle ürüne odaklanmayı zorlaştırıyordu.

Ekip reklamlarla ürün arasına bir mesafe koymak istiyordu. Birçok yatırımcı bu modelle karşılarına gelse de ekip bunu reddetti. Sequoia Capital’in ortağı Jim Goetz oldukça ısrarcıydı ve 8 ay boyunca ısrarcı olmaya devam etti. Sonunda ekiple buluşmayı başaran Goetz, firmanın %15’i için 8 milyon dolarlık yatırım teklifinde bulundu. Goetz reklamlar konusunda baskı kurmayacağının sözünü verince ekip ikna oldu ve anlaşmaya varıldı.

Bu anlaşmadan tam iki yıl sonra (Şubat 2013) kullanıcı sayısı büyük bir artış gösterdi ve 200 milyona ulaştı. Ekipteki çalışan sayısı da 50’ye yükseldi. Kurucular işletme modelini uygulamanın ilk yıl boyunca ücretsiz olarak sunulduğu bir abonelik modeliyle değiştirdiler, ancak deneme süresi sona erdikten sonra kullanıcılardan yıllık 1 ABD doları abonelik ücreti alındı.

Facebook işin içine giriyor

2014 yılına gelindiğinde Facebook 19 Milyar Dolar karşılığında WhatsApp’i satın aldı. Üstelik bu süreçte WhatsApp Facebook’un gelecekteki büyük rakibi olarak görülüyordu. Facebook Messenger’a rakip görülen WhatsApp kısa bir sürede rüştünü ispat etti.

Aslında bakıldığında bu yatırım Facebook için stratejik bir öneme sahipti. Facebook gibi reklam odaklı bir platform için WhatsApp ve verileri, resmen bir hazine anlamına geliyordu.

Kısa bir süre sonra beklenen oldu ve Facebook mevcut WhatsApp iş modeline müdahale etti. Başlangıçta, doğrulanmış telefon numarası, durum, ekran resmi ve WhatsApp kullanma sıklığı gibi veriler ana şirketle paylaşıldı ve daha sonra da iş dostu hale getirmek için özellikler eklendi.

Kuruculara veda etme zamanı

Şirket Facebook’un isteklerini daha fazla yerine getirme yoluna gidince Brain Acton Facebook’tan ayrıldı ve Signal Foundation üzerinde çalışmaya başladı. Bu olayın ardından Facebook, WhatsApp Business üzerine eğildi ve WhatsApp pazarlamanın önü daha da açılmış oldu.

Bu bir başarı hikayesi

Brian Acton ve Jan Koum, WhatsApp ile büyük bir başarıya imza attı. Reklamsız bir şekilde ilerleyen ve tüm dünyanın kullandığı bir uygulama yaratmak, başlı başına harika bir hikaye anlamına geliyor. Özellikle paranın bu denli önemli olduğu bir çağda reklamların peşinden koşmak yerine kullanıcı ilgisine yönelmek oldukça cesur bir hareket olarak değerlendirilebilir.

Bugün 180 ülkede 1,5 milyardan fazla kişi WhatsApp’i kullanıyorsa Acton ve Koum hayallerine ulaşmış demektir.

 

 

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

İlham Veren Girişim Hikayeleri: Instagram’ın başarı öyküsü

İlham Veren Girişim Hikayeleri

Görselliğin ön plana çıktığı bir döneme şahitlik ediyoruz. Artık algılarımızı özden ziyade imajlar üzerinden oluşturuyoruz. Bu gerçeği kabullenip bu alana yönelik çalışmalar yapanlar da hızlı bir şekilde ilerliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri de Instagram. Günümüz sosyal medya anlayışının mimarları arasında gösterilen Instagram, kısa sürede gösterdiği önemli başarıyla da dikkat çekiyor. Peki Instagram bu başarıyı nasıl elde etti? İlham veren girişim hikayeleri serisinde bugün: Instagram

Günümüzün fenomen uygulamaları arasında yer alan Instagram, diğer başarılı uygulamaların da çıkış noktası olan Silikon Vadisi’nin bir ürünü. Stanford Üniversitesi’nden mezun olan Kevin Systrom ve Mike Krieger, günümüzde aktif bir şekilde kullandığımız uygulamanın çekirdek fikrini buluyor ve üzerine önemli geliştirmeler yaparak günümüzdeki halini almasını sağlıyor.

Ortakların ortak noktası: Stanford

30 Aralık 1983’da dünyaya gelen Kevin Systrom, Stanford Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldığı sırada Odeo’ya stajyer olarak giriyor ve önemli çalışmalara imza atan şirkette girişimcilik adına bir altyapı alıyor. Ardından da üniversiteden mezun olup ürün yöneticisi olarak Google’da işe başlıyor. Fakat Systrom Google’da 3 yıl geçirdikten sonra yeni kurulan işletmelere ilgi duymaya başlıyor ve bir startup projesine ürün müdürü olarak katılıyor. Bununla birlikte de sosyal medyaya giderek yakınlaşmaya başlıyor.

Mike Krieger ise 4 Mart 1986’da Sao Paulo’da dünyaya geliyor ve o da Stanford Üniversitesinde eğitim görüyor. Krieger üniversitede eğitim gördüğü dönemde bir sınıf için fotoğraf paylaşım projesi üzerine çalışıyor. Krieger’ın çalıştığı bu proje mevsimsel duygudurum bozuklukları üzerine odaklanıyor. Uygulamanın ismi bana biraz güneş ışığı gönder anlamına gelen ¨Send me some sunshine¨. Uygulamada kullanıcılar güneşli günlerde gökyüzünün fotoğrafını çekiyor ve o sırada kış iklimini yaşayan ya da az güneş ışığı alan bölgelerde yaşayan insanlara güneş fotoğrafı gönderiyor.

İlham Veren Girişim Hikayeleri 2

Kodlamayı kendi başına öğreniyor

Kevin Systrom’ın kodlama konusunda bir eğitimi bulunmuyor fakat o dönemde kodlamaya ilgi duyan Systrom, işten sonra geceleri ve hafta sonları çalışarak kod yazmayı öğreniyor. Kod yazmayı öğrendikten sonra da bir HTML5 prototipi oluşturuyor ve buna ¨burbn¨ adını veriyor. Burbn, kullanıcıların giriş yapmasına, planlarını göndermesine ve tıpkı Facebook gibi fotoğrafları paylaşmasına izin veren çok yönlü bir uygulama olarak tasarlanıyor.

Burbn, çok yönlü olmasına karşın karışık olduğu için başarıya ulaşamıyor ve insanlar sadece fotoğraf paylaşmak için uygulamayı kullanıyor. İnsanlar gün boyunca kahve, köpek ve banyo aynasından çekilen fotoğrafları paylaşıyor. İşte bu noktada ekibe Mike Krieger katılıyor ve proje değişime uğruyor. Kullanıcıların fotoğraf paylaşımını sevdiğini gören Krieger, fotoğraf paylaşımı kategorisinde yer alan tutmuş uygulamaları incelemeye koyuluyor. Bu incelemenin ardından burnb projesi rafa kaldırılıyor ve yepyeni bir proje için çalışmalar başlıyor. Bu bahsettiğimiz proje bugün hepimizin cep telefonlarında yerini alan Instagram

Instagram fikri doğuyor

Ekip üyeleri zamanlarının büyük bir bölümünü denemeler ve araştırmalarla geçiriyor. Başlangıçta Instagram için ¨scotch¨ isimli bir prototip oluşturuluyor fakat bu prototip filtreler barındırmıyor ve birçok hata ortaya çıkıyor. Aylar süren denemelerin ardından Haziran 2010’da oluşturulan Instagram, piyasaya sürülüyor ve ilk günde tam 25.000 kullanıcıya ulaşıyor. Daha sonra da hızla kendini geliştirmeye ve büyümeye devam ediyor. Üçüncü aya gelindiğinde uygulamadaki kullanıcı sayısı bir milyona ulaşıyor. Ardından yine kısa bir süre içerisinde on milyon kullanıcı sayısı elde ediliyor. Üstelik tüm bu gelişim organik bir şekilde gelişiyor.

Yatırımcıların dikkatini çekiyor

Instagram’ın bu olağanüstü başarısı yatırımcıların da dikkatini çekiyor. Ocak 2011’de çeşitli yatırımcılarla görüşmeler gerçekleşiyor ve Instagram projesi yaklaşık 7 Milyon Dolar yatırım alıyor. Bu yatırımla birlikte Twitter ve Facebook gibi şirketler de Instagram’a ilgi göstermeye başlıyor. Bu maddi getiri Sysrom ve Krieger’ın elini güçlendirse de ikili ekibi büyütmek yerine küçük bir ekiple ilerlemeyi tercih ediyor.

Twitter’ın CEO’su Jack Dorsey, Odeo’da staj yaptığı dönemde Instagram projesinden haberdar oluyor ve o dönemden sonra projeye büyük ilgi duyuyor. Bu nedenle Mart 2011’de yaklaşık 500 Milyon Dolar teklifte bulunuyor. Systrom ise Instagram’ın bağımsız bir şirket olarak kalmasını tercih ettiği için bu teklifi reddediyor.

Mart 2012’ye gelindiğinde ise Instagram 27 Milyon kullanıcıya ulaşıyor ve Nisan ayında Android telefonlar için piyasaya sürülüyor. Piyasaya sürüldüğü gün tam 1 milyon indirme gerçekleştiriliyor ve şirket 500 Milyon dolarlık yeni bir yatırım alıyor. İşte tam da bu dönemde Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg şirketin bağımsız olarak yönetilmesi şartıyla Instagram’a 1 Milyar Dolarlık bir satın alma teklifi yapıyor. Bu teklif kabul görüyor ve Facebook Instagram’ı satın alıyor.

Bugün Instagram’ı aylık 1 milyar kullanıcı kullanıyor. 500 milyon kişi de her gün Instagram’ın story özelliğini kullanıyor. Bir Instagram kullanıcısı her gün 28 dakikasını platformda geçiriyor.

İşte 0’dan başlayan ve tüm dünyaya yayılan Instagram’ın başarı öyküsü bu şekilde. Kim bilir, belki sizin girişiminiz de bir gün bu başarıyı yakalayabilir. Görüldüğü gibi önemli olan kararlı olmak, çok çalışmak ve fırsatlardan faydalanmak. Çalışmaya devam!

 

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

İlham veren girişim hikayeleri: Twitter İmparatorluğu

twitter

Twitter, tüm dünyada en çok kullanılan sosyal medya uygulamalarından biri. Peki tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılan ve dünya liderlerinden sanatçılara kadar pek çok insanın aktif bir şekilde yer aldığı Twitter, bugünlere gelene dek neler yaşadı, hangi aşamalardan geçti ve başarıyı nasıl yakaladı? İlham veren girişim hikayeleri bölümümüzde bugün Twitter’ı inceliyoruz.

Jack Dorsey, şimdilerde günde 500 milyon gönderiye ev sahipliği yapan, aylık 326 milyon aktif kullanıcılı bir sosyal medya şirketinin CEO’su ve San Fransico sahilindeki malikanesinde yaşıyor. Fakat hiçbir başarı kolay bir şekilde elde edilmez ve Dorsey de tüm bunları başarırken büyük zorlukların üstesinden geldi.

Başlangıçlar her zaman zordur

Twitter, 2006 yılında Twitter’ın kurucu ortağı Jack Dorsey’in bir fikri olarak ortaya çıktı. Aslında Dorsey Twitter’ı başlangıçta SMS tabanlı bir iletişim platformu olarak hayal ediyordu. Bu platformda arkadaşların birbirini takip edebileceğini düşünen Dorsey, mesajlaşmaya benzeyen fakat belli ölçüde klasik mesajlaşmanın dışına çıkan bir platform hayal ediyordu. Kafası bu fikir ile meşgul olan Jack Dorsey, Podcasting şirketi Odeo’daki bir beyin fırtınası oturumu sırasında SMS tabanlı bu platformu Odeo’nun kurucu ortağı Evan Williams’a önerdi.

Evan ve kurucu ortağı Biz Stone, Dorsey’e ¨projeye daha fazla zaman harcamalı ve daha da geliştirmelisin¨ şeklinde önerilerde bulundular. Fakat o gün bu önerilerde bulunan Ewan Williams, ileride bu projeden etkilenecekti.

Twitter ilk zamanlarında ¨twtrr¨ olarak adlandırıldı. O yıllarda alan adları için bu tarz kelime oyunları sıklıkla kullanılıyordu. Ardından yazılım geliştirici Noah Glass, alan adının final versiyonu olan ¨Twitter¨ı aktif hale getirdi.

Girişimciler tesadüfleri sever

Dorsey’in Twitter fikrini geliştirip hayata geçireceği yer olan Odeo’ya girişi ise bir tesadüfe dayanıyor. Jack Dorsey bir kafede kod yazarken kapıdan Evan Williams giriyor. Silikon Vadisin’de belli bir üne sahip olan Williams’ı gören Dorsey, daha ilginç bir iş aradığına karar vererek Williams’a mail yoluyla özgeçmişini gönderiyor. Birkaç iş görüşmesinin sonrasında da Dorsey Odeo’nun bir parçası oluyor. Bu gelişmeden sonra Jack Dorsey için yeni bir dönem başlıyor.

Odeo 2005 yılına gelindiğinde zor günler yaşıyor. Büyük beklentiyle hazırlanan projeler başarısız oluyor ve umutsuz durumda olan Evan Williams, bu durumda kurtulmak için ilginç bir yol izliyor. Williams, Odeo çalışanlarına günlük görevlerini beklemeye almalarını ve sahip oldukları herhangi bir yan proje üzerinde çalışmalarını söylüyor. Ayrıca bu konuda bir hackhaton düzenliyor.

Twitter filizleniyor

 Aslında Evan Williams’ı bu yola sevk eden durumlardan biri Dorsey’in ¨durum¨ ismini verdiği konsept (bugün tüm dünyada ¨status ¨olarak kullanılan konsept). Bu fikir Dorsey’in kullanıcıların aktif olmadıklarında bile mesaj gönderebildikleri liveblogging fikrinden geliyor. Dorsey buradan yola çıkarak kullanıcıların halka açık mesajlarını paylaşabileceği bir platform fikrini ortaya çıkarıyor ve zaman kaybetmeden bu fikri Noah Glass’a iletiyor. Glass da bu harika fikri Odeo yönetim kuruluna sunarak bir devrin başlamasına ön ayak oluyor.

Son hackhaton sırasında Dorsey, Twitter’ın ilk versiyonunun sunumunu gerçekleştiriyor. Williams projeyi dinlediğinde oldukça etkileniyor ve yatırım yapılacak bir proje olduğuna karar veriyor. Bu süreçten sonra Twitter hızlı bir şekilde hayata geçiyor.

İlk tweet ile birlikte yeni bir dönem başladı

Tarihler 21 Mart 2006’yı gösterdiğinde Jack Dorsey ilk tweetini yazdı ve paylaştı. Bu tweette ¨twttr’ımı kuruyorum¨ yazıyordu. Bu tweet ile birlikte yeni bir dönem başlamış oldu. Twitter öylesine büyüdü ki hayal sınırlarını zorlayan bir kitleye ulaştı. Bugün Twitter’ın aylık olarak 330 milyon kullanıcısı var. Günde 500 milyon tweet atılıyor. Günlük aktif kullanıcı sayısı ise 152 milyon.

Twitter’ın CEO’su Jack Dorsey, önemli bir başarıya imza attı. Kafasında bir fikir vardı ve kendini bu fikre adadı. Dorsey’e göre başarının en önemli adımlarından biri fikrinize tutkulu bir şekilde bağlanmak. O zaman bu yazıyı Jack Dorsey’in bu güzel sözüyle bitirelim, ¨Bir işe başlarken hiçbir zaman ‘bir iş kurmak istiyorum’. demezsiniz. Her zaman ¨bu fikir hakkında gerçekten tutkuluyum ve başarmak için ne gerekiyorsa yapacağım.’ dersiniz. Bu başlangıç için en sağlıklı yoldur¨

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

Elon Musk’tan girişimcilere tavsiyeler

Elon Musk’tan girişimcilere tavsiyeler.

Başarılı girişimci Elon Musk, birçok girişimci tarafından saygı duyulan ve örnek alınan bir isim. SpaceX ve Tesla gibi dev şirketlerin kurucularından ve hissedarlarından olan Musk’ın serveti ise 30 milyar dolar’ı aşmış durumda. Peki Musk bunu nasıl başardı? İşte ünlü girişimci Elon Musk’tan girişimcilere tavsiyeler.

  • Geri bildirimlere önem verin

Yapılan her iş deneme yanılma yöntemiyle kendi geliştirir. Bu noktada Musk 2013 yılında Google Hangout etkinliğinde tavsiyelerin önemi vurgulamıştı. Musk , “Herhangi bir fikriniz hakkında olabildiğince çok insandan geri bildirim alın, neyin yanlış olduğunu gerekirse defalarca sorun.” diye belirtiyor.

  • Eleştirilere açık olun

Musk’ın bu tavsiyeside Google Hangout etkinliğinde kayıtlara geçti. Ünlü girişimci: “Bazen eleştirileri duymak zordur, ancak hepsi öğrenme sürecinin bir parçasıdır. İş hayatında başarılı olmak istiyorsanız, eleştirilere açık ve yapıcı olmanız gerekiyor. Bazen işin içindeyken olan biteni görmek zor olabilir. Dışarıdan bir göz önemli çıkarımlarda bulunabilir. Ayrıca bu tavsiye girişimciler için değil, her insan için önemli.“ şeklinde belirtiyor.

  • Elinizi taşın altına koyun

Musk’a göre şirket liderleri, kurucu ortaklar ve CEO’lar şirketi ayakta tutmak için gerektiğinde ellerini taşın altına koymaktan çekinmemeli. Elon Musk: “Yapmak istemeyeceğiniz, sizin için ilginç olmayan her türlü işi ve görevi yapmanız gerekiyor. Ne gerekiyorsa yapmaya, saatlerce çalışmaya hazır olmalısınız. Hiçbir görev çok fazla değildir. Bence bu bir girişimin CEO’su için doğru tutum.”

  • Ekip her şeyden önemli

Yeni çalışanlar işe alırken uyumu sağlayabilmek Elon için oldukça önemli. Aynı zamanda ekip çalışmasının da önemini vurgulayan Musk: Herkesin misyonun ne olduğunu, hedefin ne olduğunu ve şirkete katıldıklarında bu genel hedef doğrultusunda işe alındıklarını anlamaları önemlidir. Bu hedef açıkça tanımlandığı ve anlaşıldığında, çalışanlar artık inandıkları işi yapıyorlar. Bu nedenle yanlış bir ekiple çalışıyorsanız başarılı olmanız çok zor.”

  • Genç yaşta başlayın

Musk’a göre Forbes’a verdiği röportajda: Başarıya ulaşmanız oldukça zaman alabilir bu yüzden mümkün olduğu kadar genç yaşta başlamalısınız. Gençliğiniz sırasında, birçok yaşam sorumluluğunun boyunduruğu olmadan risk alma ve enerjinizi işinizi büyütmeye odaklama gücüne sahipsiniz. Ayrıca yaşlandıkça sorumluluklarınız artar ve işinizin önüne geçebilir.”

 

Devamını Oku
Kitlesel Fonlamaya Dair İpuçları

Her girişimci adayının İzlemesi gereken 5 belgesel

girişimci belgesel

Girişimcilerin en temel özelliklerinden biri daima gelişmeye açık olmasıdır. Gelişmenin ise sonu olmadığı gibi her an her aktiviteyle devam ettirilebilir. İster yeni bilgiler edinmek için, ister motivasyonunuzu yüksek tutmak için, ister rahatlayıp hoş vakit geçirmek için…İşte her girişimcinin izlemesi gereken 5 belgesel.

Steve Jobs: One Last Thing (2011)

Tarihin en başarılı girişimcilerinden biri olan Steve Jobs’a neredeyse bütün girişimciler hayranlık duyar. Steve Jobs: One Last Thing belgeseli de Steve Jobs’un kariyerinin başından etkileyici ürün sunumlarına giden yolculuğunu izleyiciye aktarıyor. Belgesel, ünlü girişimcinin çalışma, iletişim kurma gibi yönlerine değinirken, yeteneği ve tarzıyla tüm dünyayı nasıl değiştirdiğini gözler önüne seriyor.

Generation Startup (2016)

Belgesel, Detroit’te start up’ları üzerinde çalışan 6 yeni üniversite mezununun yaşadıklarını aktarıyor. 17 ay süren yolculuklarında karşılaştıkları başarısızlıkları ve elde ettikleri başarıları detaylı bir şekilde gösteren Generation Startup, günümüz girişimcilik kültürünü de dürüst bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Ek olarak, ABD’deki girişimcilik kültürünü merak edenlerin mutlaka izlemesi gereken bir belgesel.

Becoming Warren Buffett (2017)

60 milyar dolar servetiyle dünyanın en zengin insanların biri olan Warren Buffett’ın sıra dışı hayatına farklı bir bakış açısı. 89 yaşında olmasına karşın her sabah ofisine giden Warren Buffett, hayat dersi niteliğindeki tecrübelerini aktarıyor. Belgesel, sayılarla takıntılı bir çocuğun dünyanın en zengin adamlarından birine dönüştüğü yolculuğunu aktarıyor.

Freakonomics (2010)

Stephen Levitt ve Stephen Dubner’ın en çok satan kitabından uyarlanan Freakonomics belgesel filmi, günlük hayatımızdaki ekonomik davranışlarımızı açıklamak için bilimden faydalanıyor. Belgeselin diğerlerinden farkı ise derin analizleri aktarırken aynı zamanda mizahtan yoksun olmaması. Dört ayrı bölümden oluşan belgeselin her bölümünün yapımcısı ve yönetmeni birbirinden farklı.

Burt’s Buzz (2013)

Belgesel, kazara dünyanın en bilinen marka kimliklerinden biri olan arıcı Buzz’ın hikayesini anlatıyor. Buzz firmasının arkasındaki adam Burt Shavitz’in yolculuğunu kuruluşundan satışına kadar giden yolculukta yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Belgeselinde sonunda ise Shavitz’den yönetimi alan Roxanne Quimby’nin şirketi 177 milyon dolar karşılığında sattığı hikayenin detayları öğreniliyor.

Devamını Oku